Pek niyetim yoktu ama Sami bastırıyor ‘’Son bir üveyik yapalım. ‘’Diye.
Ertem’i arıyorum ‘’Tekirdağ yakınlarındaki Karacakılavuz köyüne gidiyorum. İyi üveyik var.’’Diyor.
Dr Derya, Sami ve Muammer ile gece saat 03.30 da yola çıkıyoruz. Saat 05.45
Karacakılavuz dayız. Okulun yanındaki İnternet Cafe’nin önünde Ertemlerle
buluşuyoruz. Dostlarla kısa bir sohbetten sonra, köyden Murat’ı alıp doğru
meraya iniyor ve yerleşiyoruz yerlerimize
Arkada baraj, önümüzde ayçiçeği tarlası, onun arkasında orman, yer nefis ama rüzgâr var.
‘’Rastgele’’ deyip fişekleri sürüyoruz namluya.
Kuş seyrek, geçenlerde yüksek geçiyor.
Saat 07.00, hava serin, güneş daha ısıtmıyor,
Derken sağdan soldan tüfek sesleri gelmeye başlıyor.
Sol üstümden savrulan bir üveyik doktora doğru dönüyor ama doktor affetmiyor.
Az sonra bir daha, oda doktorun torbasında.
Daha benim tarafa uğrayan yok.
Sabırla arasına sakladığım çalılarda bekliyordum ki, ormanın üstünde bir
üveyik göründü namluya aldığımda atamadan döndü. Gördü beni herhalde.
Sol tarafımdan Sami’nin attığı kuşu havada kasıldı ve ayçiçeğin içine düştü.
Tam bu sırada Ertem ‘’Ali ağabey yer değişiyoruz. Arkadaşlar kuşu bulmuş
oraya gidiyoruz.’’ Diyor.
Yolda karşılaştığımız dostlar güzel kuş yapmış dönüyorlar.
Tarif ettikleri yere iniyoruz. Her yer göz alabildiğince ayçiçeği tarlası.
Kuş burada sabah dövüldüğü için uzak geçiyor.
Uzakta olsa birine tetiği kesiyorum düşmüyor, ikincisinde sarsılıyor ve
ayçiçeğin içine düşüyor. Böylece bu üveyik ile üveyik sezonunu kapıyorum.
Çünkü akşamüzerine kadar Ertem, önde biz arkada Tekirdağ’ın tüm meralarını
gezdik.
Üveyikler göçmüş.
Artık bıldırcına bakacağız.
Tüm dostlara rastgele.