Biz avcılar kendi haklarımıza sahip çıkmadıkça, bunun için mücadele etmedikçe ve haklarımızı almaya çalışmadıkça, elimizdekini de kaybederiz. Zaten yıllardır bunu görüyoruz.
Günlerdir bir türlü başlamak istemediğim bir yazı yazıyorum şimdi. Maksadım birileriyle kavga etmek veya kendi yazıma malzeme yapacak kısır bir tartışma ortamı yaratmak da değil. Üstelik o malum kafalara cevap verip onlara kendimi malzeme yapmak niyetinde de değilim çomaklamadıkları sürece. Yıllarca yazdıkları gazetelerdeki köşelerinde avcılığımızı düzeltecek çözümler arayışında olacaklarına, Milli Parklardaki işi bilmeyenlerin de çok işine geldiği gibi devamlı yasaklara destek oldular. Bu giderek artan çözümsüz, uydurma yasaklara uymayanları yakalatmak, ihbar edenlere övgü dolu kelam eylemek, adeta yazılarının baş konusu oldu. Ama çözüm üretmesi en başta beklenen kişinin yasak üretip MAK’da altına imza atmış olmaktan da ne kadar haz duyduğunu yazması ve bugün adeta ava çıkabiliyor olmamızı kendisine borçlu olmamız gibi bir ütopyaya kapılmış olduğunu okuyunca da avcılarımıza bir uyarıda bulunma ihtiyacı hissettim.
Sertoğlu’nun kalemi de dili de kuvvetli. Çok da güzel yazıyor doğrularını. Eline, ağzına sağlık. Ama bir de eskiyi yazılarını unutmayıp da, tenkid edenlere yakıştırmaları var ki bu hazımsızlığını anlamak mümkün değil. Eski alışkanlığı geçmemiş besbelli. Metin Sertoğlu’nun yıllarca gazete sütunlarındaki yazılarına isteseniz de cevap veremezdiniz. Bir yolunu bulup gazeteye mektup falan da göndereniz, işine gelmediği için yayınlamazdı. Şimdi durum farklı, bu internet ortamında isteyen istediği cevabı verir. Bunun kendisi de farkındadır her halde. Yoksa “avcılığın gizli hataları”, “aslanlı yol” gibi yazılarına katılmamak ne mümkün. Kendini aynada görmeyip etrafa yakıştırmaları bir kenara bırakırsa.
Bu düşünce ile, yıllarca avcılık yararına tek çivi çakmamış bu zatın da YABANTV.com’da yazı yazmaya başlamasına “gene mi sen” hislerimle yorumda bulundum. Tabii herkes her fikre sahip olmakta veya istediği fikri beğenmekte serbest. Buna karışmaya da hakkımız yok. Ama bizim sitemizde bizim camiamıza zarar vermediği sürece. Yoksa yasakların altına imza atmakta da, bundan huzur duymakta da serbesttir tabii ki. Tüm avcılara duyurula....
Avcılık camiamızın geçmişinden, kimlerin ne işler çevirdiğinden de bi-haber olan YABAN TV yöneticilerimize bir de Bekir Coşkun gibi büyük yazar/düşünür ama bir o kadar da avcılık karşıtı (bir aralar her ne kadar Metin Sertoğlu ile birkaç kere ava gitmişse de) bir kişiden rica gelince, bu zata da bir köşe ihsan eylenmiş.
İşgal ettiği makamdan dolayı, ya sorumlu olması gerekenler veya hiç de işi değilken makamını kullanarak kendini bir uğraşın içine sokanların da -eğer kendi avcılıklarına inanıyorlarsa- Türkiye’nin avcılığını yapıcı bir sisteme oturtulmasına çözüm üretmeleri gerekirdi. Dış ülke uygulamalarını inceleyip Türkiye’ye bir model biçmelerini beklerdik. Bu görevleriydi de....ama yasaklarla bir yere varılmadığını göremeyip bugün bile hala bunu savunanların yaraya melhem olamayacakları aşikar. Keşke yanılsam.
Türkiyemizde avcılık, bu beylerin sayesinde ancak kaçak yapılarak sürdürülebiliyor. Ama sezon, ama gün, ama yer, ama tür, ama limit, bir taraftan mevzuat deliniyor. Bunun hiç birini yapmayan da her halde evinde avcılık yapıyor.
Onlar biliyorlar da biz bilmiyoruz sanki Türkiye’deki avcılığın başı bozukluğunu. Bu kadar kalabalık bir avcı kitlesi kaçak av yapmaya neden maruz bırakılır? Ve bunun nasıl önüne geçilerek kazan/kazan bir olguya yönelinir. Bütün ülkelerin av yönetimleri avcısına daha fazla av vermek için çözümler üretirken, bizde her yıl daha fazla yasaklar konmuş, ve birileri sıkılmadan da, YABAN gibi bir avcılık sitesinde, bir türlü kaldırtamadığımız yasakların altında imzası olmasından huzur duyduğunu yazabiliyor. Muhakkak haz da duyuyordur.
Bence avcılığı avcılara bırakın da siz gene atıcılarla haşır neşir olun. Belki onlar sizi tekrar aralarında görmekten mutlu olurlar!!!!
Biz olmadık ve size aramıza hoş geldiniz diyemiyoruz.
Sağlıkla kalın,