%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

PET

Anasayfaya git Sonraki habere git Önceki habere git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş:

Bu Kuşların Değeri Tam 100 Bin Tl

50 yıldır hobi olarak güvercin besleyen Eyüp Demirel’in kümesinde 100 bin TL değerinde güvercin bulunuyor

Bu Kuşların Değeri Tam 100 Bin Tl

Van’ın İpekyolu ilçesinde yaklaşık 50 yıldır hobi olarak güvercin besleyen Eyüp Demirel’in (60) kümesinde 100 bin TL değerinde güvercin bulunuyor. Türkiye’de en uzun süre havada kalma özeliğine sahip Van güvercinlerini besleyen ve toplu olarak alım-satım yapan 60 yaşındaki Eyüp Demirel, çocukluğundan bu yana başladığı güvercin hobisini 50 yıllık bir tutkuyla sürdürüyor. İpekyolu ilçesindeki iş yerinin bodrum katında kuşlar için özel bir kümes yapan Demirel, burada beslediği hayvanlara yıllık 10 ile 15 bin lira arasında bakım yapıyor.



Özenle beslediği güvercinleri çift olarak satışa sunan Demirel, uzun uçuş özeliklerine göre güvercinlere 3 ile 15 bin TL arasında değer biçiyor. Güvercinleri kendi yetiştirdiği özel yemlerle besleyen Demirel, satışa sunduğu her çift kuş için garanti de veriyor.

Eyüp Demirel, Van güvercinlerinin uzun süre uçuş yapmalarıyla bilindiklerini belirtti. Van kuşlarının tanıtımını yapmak ve bir araya getirmek amacıyla iş yerinin bodrum katında oluşturduğu kümeste güvercin alım satımı yaptığını ifade eden Demirel, “Bu kahvehanede Van kuşlarını dışarıya tanıtıyoruz. Van kuşlarının en önemli özelliği, zaman olarak çok fazla havada kalmasıdır. Elimdeki kuşların fiyatı ise 10-15 bin civarıdır. Kuşları eşli olarak satıyoruz ve elde edilen yavru kuşları tekrar satın alıyoruz. Bu kuşların müşterileri buraya gelip çift çift alıyorlar” dedi.

“Kuşları garantili satıyoruz” Güvercinleri garantili sattıklarını ve uçmadıkları takdirde geri aldıklarını dile getiren Demirel, “Her yıl festivaller düzenliyoruz. Festivalde düzenlediğimiz yarışma gereği, saat 09.00’da uçurduğumuz bir kuşun saat 17.00’de gelmesi makbuldür. Bu saat ne kadar uzarsa o kuşun değeri o kadar yükselir. Diğer taraftan festivaller çerçevesinde güvercin güzellik ve takla yarışmalarımız da oluyor. Festivallerimiz çevre il ve ilçelerden yoğun ilgi görüyor” diye konuştu.















*VENEZUELA* da *VENEZUELA*...
Şimdi bir de çıktı...
Neresidir burası...
*VENEZUELA* dan bize ne...
*VENEZUELA* ile bizim ne alakamız var...
*VENEZUELA* kim biz kim...
*VENEZUELA* dediğin yer taaa... Allahın ittir ettiği yerde...

Diye bakarsan, *TARİH* de sana *HAŞIRT CEZASI KESER...*

* Venezuela'nın nüfusu 30 milyon kişi…
* *Suudi* Arabistan'ın bile *265* milyar varil petrol rezervi varken,
* *Venezuela*'nın *296* milyar varil petrol rezervi var.

Varilini 55 dolardan hesapla bak ne çıkıyor…

Venezuela halkının en az Kanadalılar kadar refah olması gerekiyor, gerekiyor da...

*Bu SEFALET niye...*

Niye mi...
Bakslım yollardır
*VENEZUELA* nasıl idate ediliyor...

*Venezuela* 'da *BAŞKANLIK SİSTEMİ* var.

*Hugo Chavez 1998*'de başkan seçildi.
Yoksul ve cahil ahali, onu çok seviyordu, gıda kolisi dağıtıyor, gariban mahallelere, sağlık ocağı filan açıyor, devletin kaynaklarını sebil gibi *ÜRETİM* için değil *TÜKETİM* için kullanıyordu.

*Balık tutmayı öğretme yerine, kokmuş balık vererek HALKI KANDIRANLAR*, açlıktan nefesi kokan halkın kurtarıcısı olarak görülüyordu.

Şakkk…
*Başkan Hugo Chavez*
Anayasayı değiştirdi, dolayısıyla devletin yönetim şeklini değiştirdi.

Artık, *HALKIN* onu sevip sevmemelerinin önemi yoktu, çünkü, artık onu başkanlıktan indirmek hukuken mümkün değildi.

*HUGO*, önce *MUHALEFETİ SUSTURDU, BASINI SUSTURDU, İŞ DÜNYASINI SUSTALI MAYMUNA ÇEVİRDİ*.

Onun yönetim şekli yüzünden *1.5 milyon kişi ülkeden kaçtı*.

Nüfusun yüzde beşi ülkeden kaçarken… Twitter'dan kendisini takip eden üç milyonuncu takipçisine ev hediye ederek, kendisini alkışlatıyordu.

Kansere yakalandı. Halefi olarak, başkan yardımcısı *Maduro*'yu seçti.
Bütçe dahil, tüm yetkilerini başkan yardımcısı Maduro'ya devretti.

*Maduro* otobüs şoförüydü, lise mezunuydu, sendikacılıktan tırmanmış, *Chavez'in sağkolu* olmuştu.

“Üniversite mezunu olmayan biri devlete başkan olabilir mi?”
diye eleştirildiğinde…

Chavez,
“ _neden olmasın_” diyordu.

_“iktidar halkındır, elitler-seçkinciler istemese de otobüs şoförü başkan olur”_
diyordu.

Chavez öldü, otobüs şoförü Maduro geçici olarak başkan oldu.

Nisan 2013'te yeniden başkanlık seçimi yapıldı, *başkanlık imkanlarını sonuna kadar kullanan Maduro, yüzde 50.6 oyla kılpayı kazandı*.

Rakibi yüzde 49.1 almıştı. *Seçimde şaibe olduğunu, oyların çalındığını elbette herkes biliyordu ama, itirazlardan netice alınamadı, çünkü, seçim kurulu, yargı, komple Maduro'nun kontrolündeydi*.

*Toplum karpuz gibi ikiye bölündü.*

Protesto gösterileri başlayınca, *halka ateş* açıldı.
Harvard mezunu *muhalefet lideri tutuklandı*.

Bizzat başkan Maduro tarafından
*“kendisinin başkanlığını kabul etmeyenlere konuşma yasağı”*
getiren yasa teklifi hazırlandı ve meclis de bu teklifi kabul etti iyi mi…

*Muhalefete kanunen konuşma yasağı getirildi.*

Başkanlık yetkilerini daha da arttıran yasalar çıkarttı.

Mesela, *petrol ve madenler konusunda meclise sormadan karar verme yetkisini kendisine aldı!*

*Yandaş medya* oluşturdu.

Şu anda Maduro haricinde hiçbir şey yazmıyorlar, televizyonlarda devamlı Maduro konuşuyor.

*Muhalif medyayı susturdu* , yayınlarını beğenmediği televizyon kanallarını kablolu kanaldan çıkardı.

*20 milyon kişiye 120 bin ton gıda kolisi dağıttı.*

Temel ihtiyaç maddeleri karaborsaya düşmeye başlayınca, başkanlık bünyesinde komisyon kurdu, kıtlığın sebebinin araştırılmasını istedi.

*Yalaka komisyon* araştırdı. Ne buldular biliyor musunuz?

_“Halkımızın yüzde 95'i günde dört-beş öğün yemek yiyor, bu nedenle tüketim maddelerinde sıkıntı yaşanıyor”_

sonucunu buldular!

Kıtlığın sebebi halkın çok yemesiydi yani…

Başkanın sorumluluğu, kusuru yoktu!

2015'te parlamento seçimi yapıldı.

*Maduro* her türlü *katakulliyi* yaptı ama, hezimete uğramaktan kurtulamadı. Muhalefet ezici çoğunlukla kazandı.

Muhalefet parlamentoyu kazandı ama…
Başkan hâlâ Maduro'ydu.

*Ordu, polis ve yargının* tamamı *Maduro* 'nun elindeydi.
Hükümeti de hâlâ o kuruyordu.

Meclis çoğunluğunu ele geçiren muhalefet, 2019'da yapılması gereken başkanlık seçimlerinin öne çekilmesi için, erken seçim talebinde bulundu. Tabii ki başkan reddetti!

Bunun üzerine, erken seçime gidilmesi konusunda referandum yapılması için anayasal süreç başlatıldı. Anayasaya göre, referanduma gidilmesi için seçmenin yüzde 20'sinden imza toplanması gerekiyordu. Dört milyon imza toplandı.
Amaaa... Nafile… Başkanın emrindeki seçim kurulu, imzaları kabul etmedi, referandum meferandum yapamazsınız dedi, kesti attı!

Muhalefet bir başka yol aradı, meclisten, Maduro'nun başkanlıktan azledilmesini talep eden karar çıkarıldı.

Gel gör ki… Tüm üyeleri Maduro tarafından seçilen Anayasa Mahkemesi bu kararı reddetti.
Meclisin azil talebinin anayasaya aykırı olduğu açıklandı!

Bunlar yetmezmiş gibi, *Aragua eyaletinin valisini* (artık nasıl bir işişkileri varsa), kendisine başkan yardımcısı yaptı.
Bu herif “ *uyuşturucu baronu*” olarak tanınıyor!

Eğer Maduro da Chavez gibi ölürse, 2019'a kadar ülkeyi bu arkadaş yönetecek.

*Netice?*

Şu anda Venezuela'da

* Enflasyon yüzde 16.000…

* Alışverişlerde kredi kartı geçmiyor, mağazalar kabul etmiyor.

* Hükümet devalüasyonla eriyen banknotları tedavülden kaldırıp, yerine yenilerini sürmek istedi, para basmak için bile para bulamadı!

* Asgari ücrete güya yüzde 50 zam yapıldı, 40 bin bolivar oldu, 40 bin bolivar ne ediyor biliyor musunuz, 15 dolar ediyor!

* Et, un, şeker, pirinç, süt karaborsa satılıyor, ekmek için bile kuyruk var, marketler saldırıya uğruyor, yağmalanıyor.

* Hal böyleyken, zengin daha da zengin oldu.
Bir hamburger 170 dolara satılıyor, alıcı buluyor!

* Eczane rafları boşaldı, ilaç sıkıntısı var, sağlık sistemi çöktü, ameliyat malzemesi yok, yenidoğan bebek ölümleri rekor seviyeye ulaştı.


* İthalat bıçak gibi kesildi, alt tarafı diş macunu almak isteyen, normal fiyatının yüz misli ödemek zorunda kalıyor.

* Günde 18 saate varan elektrik kesintileri yapılıyor, yeterli elektrik üretilemediği için, kamu kurumları haftada beş gün tatil ediliyor, sadece pazartesi ve salı çalışıyor, özel sektör haftalık izin gününü üçe çıkardı.

* Şehirlerde günde sekiz saat su kesintisi yapılıyor, her gün…

* Fuhuş patladı.

* Suç patladı, her 21 dakikada bir cinayet işleniyor.

* Her sene 17 bin adam kaçırma olayı, fidye rapor ediliyor.

* Gasp öyle hale geldi ki, insanlar cep telefonuyla anca evlerinde konuşuyor, sokağa çıkarken yanına almıyor.

* Sosyal hayat durdu, sinema yok, tiyatro yok, konser yok, hava kararınca şehirler ıssızlaşıyor.

* Karayolları, limanlar ve havalimanları ordu kontrolünde tutuluyor.

*Moduro VENEZUELLA*'nın taaa *içine etti.*
Amaaa...
*Başkan hâlâ başkan.*

*YAŞASINNN... BAŞKANLIK SİSTEMİ*...






Ismet Avcıoğlu, YABAN HAYATI KORUMA AVCILIK VE ATICILIK SPOR KULÜBÜ DERNEGİ grubunda bir gönderi paylaştı.
22 saat •



Kamp hayatıSayfayı Beğen
22 saat •
İşte Tolstoy’un Hayatı Sorgulatacak Ders Niteliğinde 17 Sözü:
1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
10. En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
11. Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.
12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma: önce senin ellerin kirlenecek.
17. Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.
















Resmi gazetede yayınlanan yönetmelik değişikliğinden dolayı web sitemizi yayından kaldırdık!
28.12.2018 tarihli ve 30639 sayılı resmi gazetede yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. Maddesi ile; Aynı Yönetmeliğin 27’nci maddesinin 3. fıkrasına “(9) Her türlü ateşli veya ateşsiz silah, silah üreticisi ve satışının reklamına izin verilemez.” hükmü eklendiği ve dolayısıyla son yapılan bu düzenleme ile tereddüte yer bırakmayacak şekilde HER TÜRLÜ ATEŞLİ VEYA ATEŞSİZ SİLAHIN, SİLAH ÜRETİCİSİNİN VE SATIŞININ REKLAMINA İNTERNET DAHİL HİÇBİR MECRADA İZİN VERİLMEYECEĞİ açıkça ifade edilmiştir.























BÖYLEDE ŞİİR YAZILIR MI?
HESAPLAR BENDEN...
Usta bana iki yürek arası
Biraz sevda sarıver
Ama, içinde acı olmasın.
Sosunu da mutluluktan sürüver
Tadı damağımda kalsın.
Yanına bir şişe de şarap aç
İstemem çerez falan
Mezesi şiir olsun.
Aşk Cemal Süreya ’dan
Özgürlük Nazım ’dan olsun.
Savursun küfürleri Can Baba
Kötülerin gelmişine geçmişine..
Ataol Behramoğlu
"Ne çok hain var" desin bu ülkede.
Ve Orhan Veli,
İstanbul ’u anlatsın bize
Gözleri kapalı ..
Özdemir Asaf ’ı da unutma ha..
Anahtar onda.
Sonra kalırız dışarda.
Şükrü Erbaş’ı, Abbas Sayar’ı
Rıfat Ilgaz’ı ,Ahmet Arif ’i
Hele de
Hasan Hüseyin,
Olmazsa olmazıdır
Kavganın direnişin.
Sevdiğim bütün şairleri istiyorum
Bu gece.
İçelim birlikte şiirin şerefine
İşte o demde,
Değmeyin benim keyfime.
Ve en güzel şarkılar,
Eşlik etsin arka fondan
İçinde ayrılık hasret olmayan.
Gel otur yanıma usta
Yalnız gitmez bu meret
Kendine de söylemeyi unutma
Kafamız güzel olunca,
Güler ağlarız birlikte.
Bitince gece,
Sızarız bir köşede.
Ama itiraz istemem
Bütün hesaplar benden...
-MELAHAT ÇETİNKAYA




















Av Koruma ve Kontrol Faaliyetlerimiz Aralıksız Devam Ediyor

Bilimsel çalışmalarda

Yapılan bilimsel araştırmalarda Türkiye Nüfusunun %5.3’ nün avcılıkla ilgilendiği, Yivsiz Av Tüfeği Taşıma Belgesine sahip avcılardan belirlendiği belirtildi.
Bölge Müdürlüğünün faaliyet alanında 57.108 kayıtlı avcı bulunuyor. Bunun sadece 24.384’ü İstanbul’da mevcut.
Koruma faaliyetlerinde, Müdürlüğün Av Koruma Kontrol Ekipleri gece ve gündüz iki ekiple çalışma yaptığı.yasa dışı avcılığı engellemek için av sahaları sıkı bir şekilde kontrol ettiği bildirildi.

Gece avcılığın arttığı bu aylarda gereken özeni göstererek korumalarımız gece avcılığın yapıldığı av sahalarına yoğunlaşmaktadır. Av korumada çalışan av koruma memuru ve saha bekçisi personelimiz kolluk kuvvetleri ile işbirliği içerisinde arazide özveri ile çalışmaktadır. Ekibimiz gece ve gündüz demeden olaylara anında müdahale noktasında hassas çalışmaktadır. Bu aylarda Bakanlığımıza,112 ve Müdürlüğümüze gelen ihbarlar anında değerlendirilerek gerekli hassasiyet gösterilmektedir.
2018-2019 Av Sezonunda yıl sonu itibariyle yaklaşık 8000 avcı kontrol edilip, yaklaşık 450 kişiye haklarında yasal işlem yapılmış, toplam 384.615 TL idari para cezası kesilmiş, 250.018 TL tazminat bedeli uygulanmıştır.
















Bursa’da bir amatör balıkçı, oltayla kıyıdan 9 kiloluk levrek yakaladı.

Bursa’nın Gemlik ilçesinde Hüseyin Rahmi Ateş’in, kıyıdan denize attığı oltasına 90 santimetre ve yaklaşık 9 kiloluk levrek takıldı. Dev levreği kıyıya almak için büyük gayret gösteren Ateş, balığın denizden çıkartılışı kameralara da kaydetti. Dev balığı oltayla tutup çıkartmak için güçlük çeken Ateş, avına kendisi de inanamadı. Oğlu Reşat’a balık tutmaya öğretmek ve aynı zamanda onu heveslendirmek için böyle büyük bir balık tutmak istediğini ifade eden Ateş’in dev levreği oğluna gösterdiğinde, oğlunun donup kalması ise ilginç görüntüler yaşattı.

Balık tutma meraklısı olduğunu söyleyen Ateş, “Balığın faydalarını biliyorum. Avlamasını da çok seviyorum ama yemiyorum. Ailemden ve işimden kalan vaktimin hepsini denizde geçiriyorum. Yaz, kış, yağmur, çamur fark etmeksizin” dedi. Dev levreğin oltaya gelmesinin önemli olduğunu belirten Ateş, “Daha büyükler avlanabiliyor ama kıyıdan ve oltayla tutulanların en büyüğü diyebiliriz. O yüzden çok değerli benim için, hatırası çok değerli" diye konuştu.













CEMRE Kıymetli yaban dostlarım hepinizi canı yürekten selamlıyor ve hayatınızın ve ailenizle sağlık huzur içinde yaşam sürmenizi dilerim.
Çok uzun zaman dır yazmıyorum`;Hayat işte çok hareketli geçince zaman nasıl geçiyor inanın fark edilmiyor.Yazılarımla birlikte sizlerle buluşmayı özlüyorum ve bu arada yorumlarınızı ve fikirlerinizi bekliyorum .Lütfen duyarsız olmayalım sesimizi bir şekilde duyuralım ;Burada masal veya hikaye yazmıyorum. Değerli dostlarım bu sene kuş avı çok iyi geçmedi ama sezon sonuna doğru iyi tavşan avı yaptım. Çünkü bu sene bulunduğum bölgede göç olmadı yani çok verimli değildi. Demek oluyor ki göç yolları değişti.
Değerli dostlarım sezon değerlendirmesi yapmak değil derdim. Derdim daha da büyük; Bu yazım belki pek çok gencin yarasına parmak basmak olacak ama bizler can acıtmak değil, acıyan canın derdine bir parçada olsa derman olmaktır.
Değerli dostlarım buradaki yazımda belki bir kişinin durumunu anlatırken pek çok kişinin de durumunu ifade etmek için yazıyorum.
Vatan kahramanı çok değerli bir babanın en büyük kızı, ismi; CEMRE ben Cemre'yi lise birinci sınıfa giderken tanıdım kaliteli ,dürüst,çalışkan bir kızımız .Ben Cemre'yi av doğa konusun da o kadar çok etkiledim ki, üniversitede yüksekokul olarak Milli parklar bölümünün açılması ve bu bölüme girmesi için çok büyük etken oldum ve Cemre hiç ideallerinden vazgeçmedi ve söylediğim gibi milli parklar bölümünü okudu ve başarıyla bitirdi. KPSS sınavına girdi istenilen taban puanın üstünde puan aldı, ALLAH'ım bu ne hikmetse herkes yerleşti bizim Cemre yerleşemedi. Çok merak ediyorum bu kadar istekli, meraklı, azimli,başarılı olan Cemre neden bir türlü yerleşemiyorda; Arkeoloji bölümü bitiren başka kişiler yerleşiyor, bölümün öğrencisi giremiyor ama başka bir bölümün öğrencisi Milli parklarda Cemre'nin alacağı kadroyu,arkeoloji bölümü arkadaş dolduruveriyor. Halen Cemre işsiz ve artık umudunu yitirmek üzere ne acıdır ki, gençlerin hayalleri bir bir suya düşüyor.
Burada nacizhane tüm yetkililere sesleniyorum biz ne yapıyoruz? O zaman bu bölümleri neden üniversitelerde açıyoruz? Neden işsiz gençler yetiştiriyoruz? Tüm bu yazdıklarımdan Orman ve Su işleri Bakanlığı, Çok kıymetli değerli sayın Bakanıma ve Sayın Milli Parklar Genel Müdürümüze sesleniyorum; Lütfen bunların çoğu sahada cemre gibi çalışmak istiyorlar. Ülkemde ki tüm gençlerin sesi olmak istiyorum; Lütfen lütfen çok saygıdeğer Bakan'ım ve sayın Milli parklar Genel müdürüm bu gençlerimizin heveslerini ve gelece dair olan umutlarını ve hayallerini lütfen kaybettirmeyelim









.




Tavşan ve Keklik Avı Kapandı
Türkiye genelinde 15 Ekim tarihinde başlayan tavşan ve keklik avı bu gün sona erdi.
29 Ocak 2012 Pazar 13:30








































.








İlhan İrem’in Sert Yazısı :
”NE BAĞIRIYORSUN ? ” Ne bağırıyorsun? N’oluyor? Sabah – akşam evimizin içinde senin bağırtılarını duymak zorunda mıyız?Ne istiyorsun?Derdin ne?Atatürk’ü aldın, ışığı aldın, sevgiyi aldın, vicdanı aldın…Duyarlığı, estetiği, bilimi, sanatı, gülüşleri…En başta özgürlüğü aldın.Yetmedi…Dağları, denizleri, ormanları, madenleri…Kuzeyi, güneyi, doğuyu…Her yeri…Her şeyi aldın. Hayatlarımızı, mutluluğumuzu, geleceğe dair umutlarımızı…Adaleti, haklarımızı, parklarımızı, meydanları, sokakları, şehirleri, gençleri, kadınları, çocuklarımızı…Öğrencileri, öğretmenleri, emekçileri… Hakkını arayanları aldın.Yurtseverleri, orduları, askerleri esir aldın.O askerlerin savaştığı şerefsizlerle boy gösterip sahnelerde…Ülkenin çağdaş kıyılarını düşman belleyerek yok saydın.Bir dudak bükülmesinden öte izin kalmayacak tarihte…Ama bugün, bütün zamanlar ve bütün coğrafyalardaki en büyük tiransın. Daha ne istiyorsun?Ayın karanlık tarafında kim varsa, çoluk çocuk hepsi peşinde…“Bir dediği bir dediğini tutmuyor bu adamın…”“Bizi kandırıyor galiba” diye bir saniyecik bile düşünmeden herkes inanıyor sana.Sinirden kaskatı kesilmiş, yumruğu sıkılmış bir kabalığın homurtusu hayatlarımızın üzerinde.Ülkesini, çağı savunmaktan başka hiçbir suçu olmayan insanlar hapislerde çürümeye terkedilmiş…Biber gazıyla, polis copuyla öldürülmüş, kurşunlanmış gencecik çocukların kanları yerlerde…Şehitler unutulmuş…Cumhuriyetin, Atatürk’ün ve bütün kutsal değerlerin içi boşaltılmış… Devrimleri savunmak arkaik bir değersizliğe dönüştürülmüş…Yurtseverlik yaftalanıp darbecilikle eşdeğer olmuş.“Atatürk” demeye dilin varmıyor bir türlü…Gazi Mustafa Kemal’i bölücülükle(!) suçlarken…Bütün bölücü hainler için özgürlük türküleri söylüyorsun. Dağlardaki gerçek çapulcuları düğün-dernek kucaklarken, sokaklara çıktılar diye, ülkenin düşünen gençlerine çapulcu diyorsun.Olan bitenin arkasındaki gerçek niyeti aramaktan..Senin her yaptığından şüphe etmekten yorulduk.Ama sen bizi haklı çıkarmaktan yorulmuyorsun hiç.Yaptıklarının tersini söylüyorsun…Söylediklerinin tersini yapıyorsun. Başkaları olmayan deliller, atmadıkları imzalar nedeniyle hapislerde olabilir…Rüzgar ters döndüğünde, sizin imzanız koro halinde “yok hükmünde’dir.Özgürlükten, demokrasiden ve barıştan söz ederken, nifak sokmadığın hiçbir beraberlik kalmadı.“Yüzde elli” diyerek çürümüş bir elma gibi ikiye böldün ülkeyi… Sonra falamaya başladın;Orduyu böldün…Okulları böldün…Sünnileri böldün…Alevileri böldün…Kürtleri böldün…Elinde bir hızarla daldın kardeşliklerin ortasına… Sanal barış türküleri söyleyerek memleketin kalbine doğru ilerliyorsun yara yara.Ve bütün mantık ve felsefe doğrularını tepetaklak eden, bilim ve sanat ötesi önermelerle her konuda fikir ve söz sahibisin ayrıca…Nasıl oturulacak, nasıl kalkılacak? Ne içilecek, ne yasak?Milli içkimiz ne olacak?Kadınlarımız en az kaç çocuk doğuracak?Nasıl doğuracak?Tinerci olmadan, nasıl inançlı olacak gençler?Çocuklar, okula, sınavlara nasıl hazırlanacak?Nerede, nasıl okuyacaklar?Erkekler, kızlar nerede kalacaklar ayrı ayrı… Bahçelerde, parklarda, adabımıza uygun olarak birbirlerine hiç dokunmadan nasıl oturacaklar?Vapurlara, trenlere hangi kıyafetlerle binecek, caddelerde nasıl gezecek kadınlar?Resimler, heykeller nasıl yapılacak?Diziler nasıl çekilecek?Ahlaklı tiyatro nasıl olacak? Evler kaç odalı olacak?Türbanla nerelere girilecek?Dekolte nerelere giremeyecek?Ne marka otomobillere binilecek?Hangi takımın taraftarı olmalı?“Yüce Atatürk” yazılı formalardan uzak durmalı. Köşe yazarları nasıl yazmalı?Kırmızı halılar ne renk olacak?Kırmızı Halı deyince…Sadece içerisi değil, dışarıya da çeki düzen vermek lazım;Mısır’ı Mursi yönetsin, Esed çekip gitsin Suriye’den. Nobelciler haddini bilsin…Nato kendine gelsin…Kimse kusura bakmasın!Ne dersen sineye çekiyor bu millet…Ne yapsan peşinde… Daha ne istiyorsun?Daha ne verebiliriz sana, canımızdan başka?Ne istiyorsan söyle haydi…Sen ne dersen o olur!Ne istersen vereceğiz…Ne istersen yapacağız…Yeter ki bağırma !!!









0/1500
Gönder


Yaban TV’yi artık twitter’dan da
takip edebilirsiniz