%100 Doğa
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş:

Kamil Üçbaş'tan Vedat Hoca'ya Yanıt

İç Anadolu Av ve Yaban Hayatı Fd.Bşk.Üçbaş, Vedat Beşkardeş'in MAK Yazısına İtiraz Etti

Kamil Üçbaş'tan Vedat Hoca'ya Yanıt

2012-2013 MAK kararlarının alındığı toplantı sonrası izlenimlerini www.yabantv.com'a değerlendiren akademisyen Vedat Beşkardeş'in yazısına bir eleştiri geldi.

İç Anadolu Av ve Yaban Hayatı Federasyonu Başkanı olarak yaptığı çalışmalar ve etkinliklerle adından sıkça söz ettiren Kamil Üçbaş " Hocam Size Hiç Yakıştıramadım" başlığı ile bir yazı kaleme aldı.

İşte Kamil Üçbaş'ın o yazısı;

 

 

Değerli Beşkardeş Hocam, “ Bir biyolog olarak yaklaşık 1993 yılından beri doğayla ve hayvanlarla ilgili konuların içindeyim. Her yıl çeşitli araştırma ve projeler için sürekli olarak arazi çalışması yapıyorum. Bir yazı yazılırken veya eleştiri yapılırken hangi konularda ne dediğimi yazmadan sadece boş konuştu şeklinde yazmayı sizin gibi avcılık camiası açısından saygın birine hiç yakıştıramadım “ diyerek, sonunu bağladığınız ve YabanTV internet sitesinde yayımlanan yazınızı yeni okuma fırsatım oldu.

Elbette bu yazınıza yapılan yorumları da dikkatle ve ibretle okuma fırsatı da buldum.

“ Vedat Hoca “ olarak adlandırılarak, saha çalışmalarına da bilfiil katıldığınızı belirttiğiniz, akademik daha doğru bir tabir ile bir ” Bilim İnsanı “ olarak yazdığınız yazının üstünde birkaç noktaya temas etmeden geçemeyeceğim. Bilerek veya bilmeden, yazınıza yorum getiren YABAN TV üyelerinin de bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum...

Öncelikle şu soruyu sorarak başlamak isterim; Hocam sen neymişsin öyle ? Bu yaptığınız hiç “ Bilim İnsanına “ yakışır mı ? Sorumu biraz daha açayım. Yazınızın başında ele almış olduğunuz  ‘’Avcılığın Basamakları’’ başlıklı bölüm, ülkemizde ilk kez,  Doç.Dr. Mete ENUYSAL tarafından, 1997 yılının Mart ayında Avgünü Dergimizin 5.inci sayısında ‘’Avcılar Kimlerdir’’ başlığıyla yayınlanmıştır. Daha sonra 2003 yılında yayın hayatına başlayan dergimiz, Avdoğa’nın ilk sayısının, 10.uncu sayfasında yayınlanmıştır. Bu yazıyı kaynak göstermeden kullanan, sizler gibi kişileri uyarıcı bir yazı yazarak, Avdoğa dergimizin muhtelif sayılarında yayınlayan kişi ile muhatapsınız.

Bahse konu olan yazı; “ Winconsin Üniversitesi Profesörlerinden Robert Jakson ve Robert Norton tarafından 1970’li yıllar sonlarında 1.000’in  üzerinde avcı ile görüşme sonucu gerçekleştirilmiş  çalışma sonuçlarına göre, avcıların avla ilgili davranış gelişmeleri beş ayrı basamakta gruplanabilmektedir.”  Bu makalenin yazarı “ gerçek bilim insanı “, avcı dostum, rahmetli Doç. Dr. Mete ENUYSAL yazısının sonunda şu kaynakları göstermiştir;  ‘’(1) Coon Carleton, “The Hunting Peoples”, Atlantic-Little Brown., s.3., (1971). (2) U.S. California Department of Fish and Game. California Hunter Education Manual, (rev.ed.), Sacramento California (1987).’’

Atıf yapmadan ve kaynak göstermeden, yukarıdaki bilgileri  sanki kendi araştırmanızın sonuçları gibi yazarak ve kelamlar ederek nereye varmak istediniz? Bunlar sizin gibi bir “ Bilim İnsanına “ hiç yakıştı mı?  Okuyanlar size ait olduğunu sanmazlar mı? Bu bilim adına yapılabilecek, en büyük ayıplardan birisi değil mi?  Bu, fikir ve emek çalmak değil de nedir? Bu sizin gibi bir “ Bilim İnsanına “ yakışır mı? Ben yakıştıramadım!..

Helal olsun size diyemeyeceğim, çünkü yazının içinde haram ( Fikir ve emek hırsızlığı) var!.. Peki bu noktada bir sorum olacak; karşılaşılan bu durum, eğer literatürünüzde yeri varsa, “ Bilim İnsanı Olabilmek Basamaklarının “ hangi mertebesine denk düşüyor?

Vedat hocam, bu yazınızı okuduktan sonra Merkez Av Komisyonu üyesi seçilen, Ökkeş ASLANTAŞ (Doğu Akdeniz Böl. Avcı Üyesi), İlker GÜLEÇ (Marmara Böl. Avcı Üyesi), M. Emin ÜSTÜN (Batı Karadeniz Böl. Avcı Üyesi), Mehmet KURT (Doğu Karadeniz Böl. Avcı Üyesi), Ersin DÜZYOL (Ege Böl. Avcı Üyesi), Abdullah ERZURUM (Doğu Anadolu Böl. Avcı Üyesi), Erdoğan DURMAZ (Güneydoğu Anadolu Böl. Avcı Üyesi), Turhan KARABULUT (Batı Akdeniz Böl. Avcı Üyesi) bölgesel avcı üyelerini aradım. Vedat hocanın toplantıda ne konuştuğunu, neyi savunduğunu bir de onlara sordum.  Hocam vallaha akılda kalan bir şeyiniz yok !.. Yani boş konuştunuz. Sadece bakanlık taslağı lehinde otomatik olarak oy kullanmanız ve  MAK toplantısında bir bilim adamına yakışmayacak yaklaşımla, herkesin sözünü kesip, başkanın ikaz etmesine rağmen, bu tavrınızı devam ettirmeniz dikkatlerimizi çeken yönleriniz olmuştur. Hatırlarsanız toplantıda ; ‘’Yeter artık hocam!.. Genel müdürün bile sözünü keserek konuşuyorsunuz.  Bana söz verildiğinde lütfen araya girip sözümü kesmeyiniz ’’ diye, sizi ikaz etmek zorunda kalmıştım.

Hocam sana hiç yakıştıramadım. Ben 22 yıldır MAK toplantısına katılan birisi olarak, tavrınızı hiç hoş bulmadım. Bu tür toplantılarda oturum başkanı söz verdiği zaman konuşulur, boş da konuşulmaz...

Hocam görüşmeyeli kendini bayağı geliştirdiğini görüyorum. Avcılığın tarifini bile yapmışsın. Yazında avcılığa kim kasaplık diyor bilemiyorum ama “Avcılık kasaplık da değildir” diyerek, muhteşem bir saptama yapıyor ve nasihatler veriyorsun.  ‘’ Maalesef bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde avcılığa sınırlandırmalar getirilirken çevre kirlenmesine, habitatların bölünmesine veya bozulmasına karşı herhangi bir sınırlandırma getirilemiyor.’’ demişsiniz. Haklısınız. Peki bir bilim insanı olarak bu kötü gidişi önlemek için bu güne kadar hangi çalışmayı yaptınız merak ediyoruz? ‘’Tüm dünyada göçmen kuşların sayısı gün geçtikçe azalmaktadır ’’ diyorsunuz. Küresel iklim değişikliğinin kuşların göçleri üzerinde büyük etkilerinin olduğu, göçmen kuş avcılığının sürdürülebilmesi için alınması gereken tedbirleri ve eylem planlarını bulabileceğimiz internet sitelerini yazmışsınız. Keşke bilim insanı olarak bunları MAK toplantısında bir rapor olarak sunmuş olsaydınız da, bir bilim insanı olarak kamuoyunu bilgilendirseydiniz.

Hocam size bunu da hiç yakıştıramadım; MAK toplantısına hiçbir bilimsel bir rapor sunmadığınız ve MAK toplantısına hiçbir hazırlık yapmadan geldiğiniz ve boş konuştuğunuz için... Helal olsun size... Peki bu durum “ Bilim İnsanı Olabilme Basamaklarının ” hangi aşamasına denk düşüyor?

Benzer yanlışı, 2008 yılında Antalya’da düzenlediğimiz Sempozyum’da da yaptınız.

“ ÜLKEMİZDE HABİTAT KAYIPLARININ AV VE YABAN HAYATINA ETKİLERİ, DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE HABİTAT GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI ” başlıklı oturumda yaptığınız  “Avlaklar, Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlıklı sunumunuzda da yine aynı hatayı yaptınız. (“Avlaklar, Sorunları ve Çözüm Önerileri”, 14:20 – 14:40 Vedat BEŞKARDEŞ, İstanbul. Ünv. Orman M.Y.O. Av ve Yaban Hayatı Programı Araştırma Görevlisi, İSTANBUL’’). Ülkemizdeki yaban hayvanlarının sayılarını kafanıza göre açıkladınız. Yani boş ve bilimsel mesnetten uzak konuştunuz. Salondakiler huzurunda, oturum başkanı olarak, sizin sunumunuzu kesip, “ Hocam kaynağınız nedir diye sormuştum.” Hatırladınız mı?

Siz de kekeleyip “ kaynağım yok, yazılanlar, söylenenler böyle demiştiniz “. Ben de oturum başkanı olarak müdahale etmiştim. Siz bilim insanısınız. Salondakiler sizi bilim insanı kimliğinizle takip ediyor. Söylenenlere göre değil... Bilimsel araştırma sonuçlarına göre bu tür açıklamaları yapmalısınız demiştim. Oturum bittikten sonrada yanıma gelip,  özür dilediniz ve  haklı olduğumu söylemiştiniz. Hatırladınız mı?

Hocam sana hiç yakıştıramadım!.. Hiçbir bilimsel çalışma yapmadan, ülkemizin yaban hayvanı envanterini söylentilere göre çıkardığınız için...  Helal olsun size!.. Bu durum da, herhalde “ Bilim İnsanı Olabilmek Basamaklarının “ herhangi bir aşamasına denk düşüyordur sanırım...

‘’ Ülkemizde sayısını bilemediğimiz bohçacılar ve avlanılan hayvan sayısı belli değilken, her gün yeni bir çevre katliamı yaşanırken, yani yaban hayatı üzerinde sayısız baskılar varken; siz yönetici olsanız ne yaparsınız? ‘’ diye bir de soru soruyorsunuz.  Bunun cevabı kolay, hocam sizler gibi “ Yasakçı Zihniyete “ sahiplerce alınan kararlar ile  bu işin olmadığı, olmayacağı görülmüştür. Bakınız, bu ülkede yaklaşık yetmiş yıldır sülün avı yasak. Peki ülkemizde doğada sülüne rastgelen var mı? Yok. Geyik ve Karaca da sürekli yasak listesindeydi. (Son yıllarda kota dahilinde avlattırılıyor.) Peki nerede bu geyikler ve karcalar? Peki bunların sayısını bilen var mı? Gelelim sorunun cevabına; Biz yönetici olsak etkin, sürdürülebilir ve gerçek bir koruma yapardık. (Bunun için kaynak da var. Avcılardan ve Av Turizmi’nden yaratılan kaynaklar). Bilinçli ve Yasal avcıları bir suçlu, bir yok edici olarak görmeyip, 115. 700 bilinçli ve yasal avcıdan yararlanırdık. Onlarla ortak projeler yapardık. Yaban hayvanlarının gerçek bir envanterini çıkartırdık. Önce mevcut kaynaklarımızı tespit eder, eğer sınırlama getirilecek ise bunun bilimsel temellere oturtulmuş olarak, bilinçli yapılmasını sağlardık. Gerçek bir koruma ve nihayetinde “ inandırıcı “ bir sürdürülebilirlik sürecine yardımcı olurduk. Bunu da sadece MAK toplantısında, avcıların tüm önerilerinin aleyhine el kaldıracak bilim insanlarıyla değil, bu işe gerçekten gönül vermiş bilim insanlarıyla, ilgili üniversiteler ve ilgili fakülteler ile işbirliği yapardık. Av ve yaban hayatına ilişkin alınacak kararlarda, inandırıcı, uygulanabilir ve sürdürülebilir bilimsel kriterlerin olmasını sağlardık. 

Bir soru da benden sana hocam. ‘’ Keklik limiti neden 2 adet? Neden 5 adet değil veya neden 1 adet değil? Bu soruyu 22 yıldır yetkililere soruyorum. Bakanlıktan bir cevap alamadım. Bilim insanı olarak, size de şu soruyu soruyorum ; ‘’Alakarga veya tavşan limiti neden 1 adet’’ ?

Hocam, bu kez sana hiç yakıştıramadım, demiyorum. Soruma bilimsel bir cevap vermezsen peşinen söyleyeyim, ciddi ciddi “ sana hiç yakıştıramadım hocam “ diyeceğim...

Siz de dahil olmak üzere, hemen hemen tüm yetkililer hep şu yanlışı yapıyorlar. MAK’da getirilen kısıtlamalar, yasaklar ve cezalar ile sanıyor musunuz ki, sizin de tariflediğiniz “Bohçacı “ diye nitelendirilen kesimi kontrol altına alıyor ve caydırıyorsunuz? Geçen sene av pulu alan 115 bin civarındaki bilinçli ve yasal avcıları esasen cezalandırıyor, bıktırıyor ve isyan etme noktasına getiriyorsunuz. MAK’da hangi kararlar alınmış, hangi av yasakları ve avlanma limitleri konmuş,  “ Bohçacıların “ umurunda mı? Bohçacı tarifini, siz de dahil herkes çok güzel yapıyor da, onların neler yaptıklarını veya yapabileceklerini niçin kimse yazmıyor. Konulan yasaklara ve limitlere aldırdıklarını mı sanıyorsunuz. Bakanlığın, denetim alanındaki eksikliğini ve zaafını bilmeyen yok. O zaman bilinçli ve yasal avcılardan yararlanınız diyoruz. Kötü bir şey mi öneriyoruz. Bu yapıcı ve olumlu bir eleştiri değil mi? Maalesef MAK kararları ile işte bu sözünü ettiğimiz 115 bin civarındaki bilinçli ve yasal avcıyı cezalandırıyorsunuz. Onları da, bilmeden  “ bohçacı “ olmaya zorluyorsunuz. Peki şimdi soruyorum sizlere; “ MAK’da alınan hatalı veya doğru kararlar, sizin tabiriniz ile “ Gerçek Avcıları “ nasıl koruyor” ? Birisi çıkıp da bizlere bunu anlatabilir mi?

“ Yarı otomatik ve pompalı yivsiz av tüfeklerinde 2+1 sorunu olarak “ ülkemizde literatüre girmiş bir tartışma konusunda; BERN sözleşmesinin IV. Maddesine atıflar yapılıyor. Bilinçli ve araştırmacı avcılar, şahsım da dahil, aylardır, ilgili uluslararası sözleşme ve eklerini, tarifleri, yivsiz av tüfeklerini, Avrupa’daki diğer ülkelerdeki yorumunu ve uygulamalarını, belgeleri ile ortaya koymamıza rağmen, siz de dahil Bakanlık yetkilileri, niçin işlerine geldiği gibi karar alıyorlar? “Sen Avrupa’yı örnek alıyoruz de, onlara uymalıyız de...” Onların yaptığını yapma!.. Bu nasıl bir mantık, bu nasıl bilimsellik?

Benzer durum, yukarıda sözünü ettiğiniz “Göçmen Kuşların avcılığı” konusunda da gündeme geldi. Bununla ilgili de Avrupa’daki birçok ülkedeki uygulamaları, belgeleri ile ortaya koyduk. Siz de dahil, tüm “atanmış MAK üyeleri” ne karar aldınız, elbette biliyorsunuzdur... Bizlerin çoğu bilim insanı değil, avcıdır. Buna rağmen dünyadaki ve Avrupa’daki gelişmeleri, uygulamaları takip edebiliyoruz. Bunları ülke gerçeklerimize ve mevcut gelenek ve göreneklerimize, iktisadi ve sosyal yapımıza nasıl uyarlayabiliriz diye düşünüyoruz. Haklı olduğumuza inandığımız ve gereken belgeler ile desteklediğimiz önerilerimizin dikkate alınmasını beklemek de doğal hakkımızdır. “Avcılar ne anlar bu işlerden” zihniyetine karşıyız.

“ Eleştirilerimizi yaparken daha yapıcı ve olumlu olmalıyız. Bilimsel çalışmalarla desteklemeliyiz “ diyorsunuz. Haklısınız. Son yapılan MAK toplantısında, bazı konularda, biz bununla da kalmadık, mevcut uygulamaları da gözler önüne serdik. Ne yaptınız peki? İşte burada da boş konuşuyor ve yazıyorsunuz...

‘’Ama inanın gerçek avcıları korumak için bu kararlar alınmaya çalışılıyor ” diye devam etmişsiniz. Mevcut kısıtlamalar ve yasaklarla, bu MAK avcıları nasıl koruyor anlayamadık? Merkez Av Komisyonunun tüm üyelerinin huzurunda; size bilimsel proje yapmanızı ve destek olacağımızı söyledik. Burada da tekrar yazıyorum. Yaban hayatıyla ilgili yapacağınız faydalı herhangi bir projede, İç Anadolu Av ve Yaban Hayatı Federasyonu olarak, elimizdeki tüm imkanlarla, destek olmaya hazırız.

Hocam sana hiç yakıştıramadım!.. MAK toplantısında bilimsel bir çalışma yapınız, Federasyon ve Dernekler olarak destekleyelim dedik. Hala ortada ne proje var ne çalışma.

Sözün özü hocam ; “ Ben de size hiç yakıştıramadım “!.. Helal olsun size...

Sevgi ve saygılarımla

Kamil ÜÇBAŞ

 

 

 

0/1500
Gönder


Yaban TV’yi artık twitter’dan da
takip edebilirsiniz

İstanbul 22° Parçalı Bulutlu Parçalı Bulutlu
Ankara
Parçalı Bulutlu
18°
İzmir
Açık
26° 15°
Adana
Fırtına
29° 18°
Antalya
Açık
30° 21°